Ebeveynin Daha Sonrasında Neler Oluyor?
Her şey bitti! Artık hiçbir şey olmayacak, çocuğum belki anne- baba bile diyemez…
Hayır, bu korkularınızın hiçbiri olmayacak. Çünkü neden?
Mevsimler değişiyor, siz değişiyorsunuz.
CP’li Özsavunucu Eda Güzelsoy yazdı.
Hayat bu ya! Bir bakarsınız olmaz dediğiniz, ne varsa olur. Size de televizyon izler gibi, izlemek düşer. Çocuğunuz hayata ufak ufak, debelenmeye başlar. Onun ufak ufak debelenmesi demek, aslında sizin için o kadar büyük bir şeydir ki. “Bu duyguyu annemden biliyorum.” Daha sonra ise, çocuğunuz kendi bahçesini kurup o bahçedeki taşları ayıklayıp, bahçesini düzenlemeye çalışacaktır. Ancak bu çalışma kolay olmayacak zaman zaman, “benden bu kadar dediği günler olacaktır.”
Bana göre, burada en büyük iş yine ebeveyn olarak size düşüyor. Ne kadar taviz vermeyip, bahçesinde nerede kaldıysa oradan birlikte düzenlemeyi önerirseniz bu süreci daha rahat atlatacaksınız.
Samimiyetle söylüyorum ki, ben bu raddeye gelene kadar çok arka bahçelerden dolanıp, kendi bahçeme tekrar döndüm. Çünkü biliyordum ki, ben vazgeçsem bile, beni bahçemde karşılayacak olan ailem vardı ve ben bunun bilincindeydim.
Her anne-baba evladını yetiştirirken, sağlam karakterli olsun, iyi bir eğitim hayatı olsun, meslek edinebilecek iyi bir üniversite kazansın ve kariyer yapsın. Kendi ayaklarının üzerinde dursun diye temennide bulunurlar. Fakat bu durum özel gereksinimli bireylerin ailelerinde biraz daha farklıdır. Nasıl yani? Temennide bulunmak yerine, çocuğunun gelecek kaygısı yaşarlar…

Ebeveynin Gelecek Kaygısı
Çocuğunuzun denge problemi varsa ve yürümeye çalışırsa ne yaparsınız? Destek olup yürütmeye çalışırsınız değil mi? Peki o zaman, size güvenip tek başına yürümenin hazzını hiçbir zaman tadamaz.
Yukarıda bahsettiğim gibi, çelik gibi sağlam durmanız sayesinde, çocuğunuz bugün kendi kararlarını verecektir. Elbette ki, yanlış kararlar aldığı zaman da olacaktır, ama yine kararının arkasında duracaktır. Ona güvenin…
Geleceğini nasıl kurması gerektiği ise, sadece kendi çabasına bağlıdır. Ne kadar hayatta var olmak istiyorsa, o kadar çırpınacaktır.
Üzgünüm ama, siz bir yere kadar çocuğunuza eşlik edebilirsiniz. Bir yerden sonra, o istemedikten sonra hiçbir şey yapamazsınız. Tek başına savaşmak ne kadar anlamlı olabilir ki?
Bana sorarsanız “Gelecek kaygın var mı?” diye…
Avazım çıktığı kadar var derim sonrasında, yine susarım. Çünkü bu konu başlı başına, bir dünya ve ancak yaşayarak öğreneceğim. Ben de bu gerçeği zor oldu ama, kabullendim…

Toplumun Ebeveynin Üzerinde Olumsuz Etkisi
Bu maddeyi evlat olarak, anlatmaya çalışacağım. Farkındalık yaygınlaşmadan önce, annem beni dışarı gururla çıkarmasına rağmen, hemcinsleri tarafından ağır sözlere maruz kalıyordu. Ya da ben bu konuda fazlasıyla hassastım bilmiyorum. Ben üzülürdüm ama annemin herkese karşı bir cevabı vardı.
“Peki annem hemcinsleri tarafından ağır sözlere maruz kalınca ne hissediyordu?”
Aslında çok şey. Burada nerede yanlış var biliyor musunuz? Bir anne, başka bir anneyi evladıyla yargılıyor! Belki ona göre, sadece kendi fikriydi ama benim annemi üzüyordu.
Farkındalıklar belirginleştikçe bu durum, maksimum seviyeye indi ve inmeye de devam ediyor. Artık insanlar bana ve aileme saygı gösteriyorlar yani geç olsa da olması gereken oldu…
Müjdeler Olsun Diyelim mi?
Baharın gelişiyle, kahverengi dallardan pembe çiçekler açan ağaçlar, artık meyvesini vermeye başladı. Her dalında olgunlaşmış meyvesi var üstelik yaprakları daha canlı ve daha yeşil. Evet, bahar biraz geç geldi ama tam geldi diyebileceğiniz bir yolculuğunuz olsun.
Çoğu zaman ne hissediyorum biliyor musunuz? Keşke hayatı ön izleme gibi, yazıp silebilme şansım olsa! O zaman her şey daha farklı olur, kendime haksızlık yapmazdım ve daha coşkulu yaşardım
Mesela içimdeki küçük kız çocuğunun her daim kıkırdamasına izin verir, sadece o sesi dinlerdim.
Son olarak şunu söylemek istiyorum ki, ne yaşarsanız yaşayın, içinizdeki küçük kız çocuğunu öldürmeyin! Bu size hayatı lay lay lom yaşıyormuş gibi hissettirmesin, tam tersi içinizdeki o çocuk sizi hayata her gün, yeniden hazırlayacaktır buna inanın.
Olur ya, eğer bir gün çaresiz kaldığınız zaman, ya da yüreğiniz sıkıştığında bu cümlelerimden bir tanesi aklınıza gelir ve sizin yaranıza birazcık, merhem olabilirsem ne mutlu bana…




