İYİ BİR GELİŞİM TESADÜFİ DEĞİLDİR

ABA Program Süpervizörü ve Klinik Psikolog İsmail Bıyıklı, ÖÇED için kaleme aldığı bu yazıda; özel gereksinimli çocukların gelişiminde yoğun eğitim kadar doğru değerlendirme, işlevsel hedefler, bilimsel yöntemler ve sistematik takibin neden vazgeçilmez olduğunu adım adım anlatıyor.

 

Etkili bir değerlendirme, net hedefler, uygun yöntemler ve düzenli takip gereklidir.

Özel gereksinimli bir çocuğun gelişim yolcuğunda ailelerin en sık yaptığı hatalardan biri, sadece çok yoğun bir eğitim almayı hedeflemektir.  “Ne kadar çok ders, o kadar çok gelişim” düşüncesini benimsediklerini çok duyuyorum. Ancak atlanılan şey, sadece eğitimin yoğunluğunun yeterli olmamasıdır. Elbette yoğunluğu önemlidir ama içeriği ve niteliği, yoğunluğun her zaman önünde olmalıdır. Kapsamlı bir değerlendirme, işlevsel hedefler, bilimsel dayanıklı yöntemler ve sistematik takibin de eklendiği bir yoğun eğitim, iyi bir gelişimin en başındadır.

Kapsamlı değerlendirme gereklidir.

Etkili bir eğitime başlamanın ilk adımı doğru ve kapsamlı bir değerlendirme sürecinden geçer. Tanı bize bir çerçeve sunsa da, eğitim için çokta yeterli bir yol sunmaz. Çünkü iki aynı tanıya sahip, iki farklı çocuk tamamen farklı profiller sergileyebilir. Bundan dolayı doğru ve kapsamlı değerlendirmeyi, tanıyla birleştirdiğimizde iyi bir gelişim için en önemli kısmı tamamlamış oluruz. Doğru hedefler belirlememize olanak sağlamış oluruz.

Değerlendirme sırasında mutlaka şu alanlar incelenmelidir:

  • İletişim becerileri; alıcı dil ve ifade edici dil.
  • Oyun becerileri; fonksiyonel oyun, sembolik oyun.
  • Sosyal etkileşim; ortak dikkat, sıra alma, sosyal başlatma ve sürdürme.
  • Taklit becerileri; motor taklit ve sözel taklit.
  • Bilişsel beceriler ve problem çözme.
  • Dikkat süresi ve öğrenmeye hazırbulunuşluk.
  • Duyusal profil: aşırı hassasiyetler, duyusal arayış davranışları.
  • Davranışın işlevi: kaçma, dikkat çekme, nesneye ulaşma, duyusal doyum.
  • Özbakım becerileri.
  • İnce ve kaba motor becerileri.

Sadece test sokuruna da odaklanmamak gereklidir.

  • Testler bize yol göstermek için ilk basamağı sağlar ama ilk değerlendirme maalesef ki testten ibaret değildir. Değerlendirme sürecine mutlaka:
  • Doğrudan gözlem(doğal ortamda)
  • Aile görüşmesi (ev rutini, güçlü yönler, zorlanmalar)
  • Okul/öğretmen geri bildirimi

Bu üç kaynak test sonuçlarıyla birleştirilerek, doğru bir başlangıç noktası belirlenmelidir.

Hedef koymak gereklidir.

  • Değerlendirme doğru hedefe ulaşmak için yol göstericidir ama hedefler büyük ya da küçük kaldığında öğrenim gecikebilir ve ya motivasyonu kırabilir.
  • İyi bir hedef mutlaka, ölçülebilir, gözlenebilir, işlevsel ve günlük yaşamla ilgili olmalıdır.
  • Örneğin: Konuşmanın artmasını hedeflemek yerine, istediği nesne için sunulan 10 fırsatta, en az 7’sinde işaret ya da tek kelime ile istek belirtir gibi hedefler koymak daha doğru olacaktır.
  • Bu hedefler: ilerlemenin somut olarak izlenmesini sağlar, aileye güven ve motivasyon sağlar ve uzmanların arasında belirli bir tutarlılık sağlar.

Bireyselleştirilmiş eğitim gereklidir.

Çalışılacak program kesinlikle çocuğa özgü olmalıdır. Kopyala yapıştır yapılan programlar maalesef bir ivme kazandırmak yerine, çocuğun gelişim hızını yavaşlatacaktır.  Ayrıca öğretilen tüm beceriler, evde, okulda, sokakta yani çocuğun bulunabildiği her ortamda genellenebiliyor olması gerekir.

Etkinliği anıtlanmış yöntemler gereklidir.

Aileler sıklıkla şu soruyu sorar: “ Bu yöntem gerçekten işe yarıyor mu?”

Bilimsel dayanağı olan yani etkinliği kanıtlanmış tüm yöntemler, benzer çocuklarda işe yaradığını gösteren güvenilir çalışmaların olması demektir. Bu yüzden özel eğitimde uygulanılacak yöntem mutlaka bilimsel olarak kanıtlanmış olmalıdır.

Sistematik bir çalışma gereklidir.

Sistematik demek sadece her gün ders yapmak demek değildir. Sistematik olabilmesi için bazı toplanabilir veriler olması gerekir, hedefler düzenli aralıklarla gözden geçiriliyor olması gerekir ve ilerlemeler mutlaka sayılarla, grafiklerle ifade edilebiliyor olmalıdır.

Örneğin: “Bugün çok iyiydi.” Yerine “Bu hafta doğru tepki oranı %40’tan %65’e çıktı.” Demek gereklidir. Burada söz konusu gelişim artık sezgi değil, verilerle ispatlanmış sonuçlardır.

Aile işbirliği gereklidir.

İşbirliği denilince aileler genelde evde terapist olmayı düşünürler. Aslında istenilen bu değildir. Günlük rutinlerde fırsat yaratması ve öğrenmeyi hayata yayması gerekir. Kurallar ve rutinlerin tamamen sınıftaki gibi olması beklenmez. Ailenin eğitime uzman kontrolünde katılması öğrenim hızını büyük oranda etkiler.

İyi bir uzman gereklidir.

Aileler uzman seçerken soru sormaktan çekinmemelidir. Zaman her çocuk için çok önemlidir ve yapılan her hatalı seçim, kaybedilen zamandan çok daha fazlası olabilir. Bundan dolayı seçecekleri uzmana mutlaka:

  • Değerlendirme nasıl yapılıyor?
  • Hedefler neye göre belirleniyor?
  • Hedefler ne sıklıkla güncelleniyor?
  • Veri toplanıyor mu? Aileyle paylaşılıyor mu?
  • Okul işbirliği var mı?

Gibi sorular sorarak, eğitimin ve eğitmenin niteliğini mutlaka sorgulamalıdır.

UNUTMAMALIDIR Kİ,

İyi bir gelişim, sadece yoğun eğitimle değil! Doğru değerlendirme, doğru hedef, doğru yöntem, doğru takiple birlikte olan yoğun eğitimle mümkündür.

Bu bakış açısı benimsendiğinde, hem çocuk hem aile hem de uzman için daha anlamlı, daha sürdürülebilir ve daha umut verici bir süreç başlar.