YAŞASIN ADALET

,

Gece karanlığında, altı saat boyunca insanlar kaybolmuş otizmli bir genci aradı. Soğuk bir gecede tek başına sığınacak bir yer bulmaya çalışan otizmli genç, anlamlandıramadığı bir dünyada kendince bir çıkış yolu arıyordu.

Birebir yaşanmış bir olayı aktaran bu yazıda, ailenin hukuki açıdan daha fazla zarar görmemesi adına isim ve görseller paylaşılmamıştır. Bu süreçte yaşananları, otizmli gencin babası anlatmaktadır.

Köpekler peşine takılınca korktu, panikledi. Sokakta babasının kullandığı araçla aynı model arabaları görünce, onları kendi araçları sanarak içine girmeyi denedi. Babasının anahtarla kilidi açtığında aynaların da açıldığını hatırlayınca, kapının bu şekilde açılabileceğini düşündü. Araçların yan aynalarına müdahale etti. Bu sırada bazılarına istemeden zarar verdi.

O esnada anne ve baba, tarifsiz bir endişeyle sokak sokak onu arıyordu. Tanıdık tanımadık herkes seferber olmuş, geçen her dakika daha ağır bir korkuyla dualar ediliyordu. Genç, saatler sonra evinden yaklaşık 10 kilometre uzakta bulundu. Aile, evlatlarına kavuştuktan sonra tek tek araç sahiplerine ulaşıp özür diledi. Zararları karşılamak için ellerinden geleni yapacaklarını ifade etti. Çoğu kişi durumu anlayışla karşıladı. Ancak içlerinden biri ne konuşmaya ne de uzlaşmaya yanaşıyordu. Onun için mesele artık yalnızca bir araç aynası değildi. Otizmli bir gencin yan ayna sökmek gibi ‘korkunç’ bir suç işlemiş olması nedeniyle mutlaka hakim karşısında hesap vermesi gerektiğine inanıyordu.

Bugün Çocuk Mahkemesi’nde davamız görüldü. Görülen dava daha önce otizmli oğlumuzun kaybolduğunda zarar verdiği araçlardan bir tanesinin sahibi olan kadınlardan birinin açtığı dava idi. Müşteki kadın maalesef bugüne kadar bizimle uzlaşmaya varmadı ve çağrılarımıza ve telefon konuşmalarımıza olumsuz yanıt vererek mahkemede derdinizi anlatın diye söylemde bulundu. Hatta telefon ile olan son görüşmelerinde çocuğun annesinin “Lütfen makul olun, çocuğumuzu bir akıl hastanesine yatırmaları durumunda kendini savunamaz ve güvenliğinden endişe ederiz. Lütfen böyle bir şeye neden olacak bir adım atmayın; aracınızın hasarı da dahil (yerinden sökülen ayna ve sileceği kastederek) ne istiyorsanız biz karşılamaya hazırız.  İsterseniz okuluna gelin görün, isterseniz hocalarıyla konuşun, bugüne kadar aldığı karneleri, notları ve sertifikaları, katıldığı yarışmalarda aldığı yüzme madalyaları dahil her şeyi sizinle paylaşıp çocuğumuzun güvende olduğunu ve bu yaşına dek sürekli eğitime tabi olduğunu kanıtlayabiliriz,” dediği halde müşteki kadın buna karar verecek olan merci ben değilim diyerek bize mahkeme yolunu göstermişti.

Annesi “Çocuğumun güvende olması önemli, akıl hastanesi oğlum için uygun bir yer değil. Orada kendini koruyamaz. Gelin, vazgeçin” dediğinde bize, “Neden endişe ediyorsunuz ki, zaten mahkeme eğer sizin anlattığınız şekilde ise çocuğunuza ceza vermez” demiş annesi ise güvenlik tedbiri nedeniyle çocuğun hastanede geçici de olsa alıkonulmasının mümkün olabileceğini ve bu konuda ancak kendisinin şikayetinden vazgeçmesi ile davanın kapanmasının mümkün olduğunu ve bu ihtimalinde yok olacağını söylediğinde ne olur ki hastanede yatsa siz de yanında gidip onunla birlikte kalırsınız demişti.

Çocuğun annesi, kadına “Dediklerinizi anlamakta güçlük çekiyorum siz az önce bana akademik çalışmalarımı bırakıp gündelik hayatımdan ve sorumluluklarımdan kopup çocuğumla birlikte bir akıl hastanesinde kalmamı mı salık veriyorsunuz?” diye sorduğunda, “Evet, doğru anlamışsınız, aynen öyle” diye yanıt vermiştir. O gün telefonda bu konuşmaları yapan müşteki kadının, maalesef biz gittikten hemen sonra duruşmadan önce mahkeme salonunun önünde yerini alıp beklemeye başladığını gördük.

Çocuğun annesi daha önce kendisiyle telefon kanalıyla görüştüğü için Whatsapp’taki profil fotoğrafıyla kadını eşleştirerek kadının bekleyenler arasında kantinin önünde ayakta dikilen kadın olduğunu ve maalesef bugün buraya geldiğini fark ettiğini söyledi. Sonrasında emin olmak için kadının hareketlerine dikkat ettiğimizde kadının da bizim gelişimizden itibaren bizi takip ettiğini ve mahkeme salonunun kapısındaki mübaşirin yanına yaklaşarak sessizce 9:40 duruşmasının müştekisi olduğunu ve hazır bulunduğunu söylediğini duyduğumuz için onun bu kadın olduğuna emin olduk. Ancak kadın daha önceki söylemlerine uygun bir şekilde davranış göstererek ne yanımıza gelmek ne de selam vermek ne de bizimle bir konuşma yapmak üzere istekli görünmeyerek uzakta durmuş ve geride kalmıştır.

Buradan da niyetinin uzlaşmak olmadığı ve mahkemeye gelişinin çocukla ilgili çocuğa yaramayacak bir karar için orada bulunduğunu hissettirmiştir. İçeriye girdikten sonra kimlik tespiti ve arkasından hakime hanımın söz alması ile dava başladı. Avukatımız beyefendi de hazır bulunmaktaydı. Müşteki kadına, hakime hanım tarafından neden davanın bugüne kadar devam ettirildiği ve hala şikayetçi olup olmadığı soruldu. Müşteki kadın, şikayetçi olup olmayacağının şartlara bağlı olduğunu dile getirdi.

Hakime hanım biraz daha açık söylemesini rica edince müşteki “Ben davama devam edersem veya şikayetimi geri çekmezsem ne olacak?” diye sordu. “Çünkü burada güvenlik tedbirlerinin alınması ile ilgili bazı yazılar var ayrıca benim buraya çağrılma sebebimi de anlamış değilim. Zaten bu bir kamu davası değil mi? Benim bu davadan azledildiğimi düşünüyordum. Neden hala bana tebligat gönderip beni buraya davet ettiklerini de anlamadım,” dedi.

Hakime hanım “Eğer şikayetinizi bugüne kadar geri çekmediğiniz halde neden çağrıldığınızı soruyorsanız bunun nedeni sizin şikayetinizi geri çekmemiş olmanızdır. Siz bu davadan kendi kendinizi azledemezsiniz ancak şikayetinizi geri çekmeniz kaydıyla bu dava kapanırdı ve size o zaman tebligat gelmezdi ve bugün de buraya gelmezdiniz. Ancak siz şikayetinizi sürdürmüş ve bugün buraya gelmişsiniz” dedi. Tekrar sordu “Davadan vazgeçiyor musunuz, şikayetinizi hala devam ettiriyor musunuz, yoksa şikayetçi değil misiniz?” diye.

Bu sefer müşteki, arabasının zarar gördüğünü ve tek zarar gören arabanın kendisinin olmadığını, onunla birlikte altı veya yedi arabanın daha zarar görmüş olduğundan böyle bir zarara yol açan çocuğu görmek istediğini ve ailesinin nasıl bir aile olduğunu, çocuğun iyi bir eğitim alıp almadığını ve güvende olup olmadığını merak ettiğini söyledi.

Hakime hanım “İşte gördünüz aile burada çocuk da burada ve çocuğun engelli olduğu her halinden belli. Ailenin durumu da ortada. Kendileri iyi bir eğitim vermiş ve bize bunların kanıtlarını sunmuşlardır. Sizin hala şüpheniz var mı? Şikayetinizi geri çekmemeniz için bir neden kaldı mı?” diye sorduğunda müşteki “Evet ama yedi arabaya birden zarar vermiş olmasını aklım almıyor. Nasıl olur da böyle bir çocuk sadece ellerini kullanarak yedi arabanın aynalarını kopartabilir? Yerlerinden sökebilir? Demek ki, bir alet kullandı. Demek ki, organize bir suç idi. Demek ki, arkasında bir suç örgütü hatta belki de teröristler vardı. Demek ki, bilerek oraya yollanmıştı diye düşündüm,” dedi.

Hakime hanım bu sözleri üzerine müştekiyi sert bir şekilde uyararak “Lütfen sözlerinize dikkat edin. Mahkemede olduğunuzu hatırlatırım. Ailemizi daha fazla üzmeye hakkınız yok çocuğumuzun kim olduğu, kimlikleri, ailesinin kimler olduğu ve kimlik tespiti en başından siz şikayetçi olduğunuzda ve çocuk bulunduğunda dahi yapılmıştır ve size bilgisi verilmiştir. Kendilerinin daha önce herhangi bir konuyla ilgili sabıka kayıtları da yoktur. Lütfen karşınızdakilere saygı duyun, aileyi daha fazla üzmeyin ve şikayetiniz olup olmadığını söyleyin şikayetiniz varsa-devam ediyorsa söyleyin eğer zaten ailenin durumunu gördüğünüz halde hala şikayetten vazgeçmiyorsanız o zaman ne talep ettiğinizi lütfen mahkemeye söyleyin” diye kendisine ikazda bulundu.

Müşteki kadın tutumunu olumsuz sürdürerek “Şikayetimi geri alırsam ne olur, almazsam ne olur tam anlamış değilim. Ben, böyle bir çocuğun güvende olduğuna karar verecek olan merci değilim. O yüzden mahkemede görülmesini ve kararın Mahkemenizce verilmesini rica etmiştim ve buradan çıkartılacak güvenlik tedbirleri konusunda bir talebim olabilir mi, diye gelmiştim” dedi. Avukatımız ise söz alarak herhangi bir güvenlik tedbiri uygulanmasının ağır olacağını, çocuğun iki yaşından beri otizmli ve engelli olduğunu ve herhangi bir ceza almasının söz konusu olmadığını, ailenin durumunun göz önünde bulundurularak ve verdiği eğitimlerin ve çocuğun Özel Eğitim Meslek Okulunda da kayıtlı bir öğrenci olduğunun da göz önünde bulundurularak herhangi bir tedbir uygulanmasına gerek olmayacağını, bunun ağır bir karar olacağını ve çocuğun beraatini istediğini söyledi.

Müşteki kadın mecburen şikayetinden vazgeçti, çok istemeyerek de olsa şikayetçi değilim o zaman gibilerinden bir söylemde bulundu. Hakime hanım bu sözün üzerine davayı düşürdü. Müşteki kadın hala olumsuz tavırlarını sürdürünce “Lütfen artık bir söz daha etmeyin, lütfen mahkemenin söz vermediği noktada araya girip karışmayın ve size söz vermeden konuşmayın” diye bir kez daha kendisini ikaz etti.

Hakime hanım, çocuğun ailesine hitaben “Sizin söylemek istediğiniz bir şey var mı?” diye sorduğunda çocuğun annesi birkaç dakika konuşarak: “O gece çocuğumuzun kayıp olduğunu öğrenince ağlamaklı ve perişan bir halde, 6 saat boyunca tüm İstanbul’da kendisinden haber almak üzere her yere baktık. Tanıdıklarımıza da haberler vererek, birçok kişinin de yardımıyla tüm sevenleri, öğretmenleri, akrabaları, öğrencilerim, emniyet güçleri ve arkadaşlarımız herkes köşe bucak aradı. Ancak çocuğumun soğuk bir havada kaybolmuş olmasından ve dondurucu soğukta üşümesinden kaynaklı, inşaata girmeye çalışırken inşaat bekçisi onu yakalayıp kovmuş. Sonra sokak köpeklerinin de onu kovalamasından korkarak bir yerlere sığınma ihtiyacı içerisinde olduğunu anlıyorum. Kendisinin bu şartlar altında, daha önce babasının kullandığı arabada olan bir özelliğe benzetme yaparak, arabaların aynasını açma komutu vererek veya dokunarak acaba kapısını açabilir miyim, diye denemesi aklımıza arabalara sığınmaya çalışmış olabileceğini getiriyor. Bu yüzden verdiği zararı bilmeden yaptığını, özür dilediğimizi ve kendisinin herhangi bir konuda sorumluluğu olmadığını, sorumluluğu bizim aldığımızı ve zararı fazlasıyla karşılamak istediğimizi dile getirmiştik” dedi. “Ancak kendisini iki kez de telefonla arayıp bunları anlatmama rağmen maalesef bize güvenmediler ve inanmadılar. O yüzden bugün buradayız. Bir kere de sizin huzurunuzda bunu söylemek istiyorum” dedi. “Çok üzgünüm” diye de ekledi.

Hakime hanım “Allah yardımcınız olsun. Ben sizi anlıyorum,” diyerek ağlayan anneyi teselli etti. Daha sonra müşteki kadın gene “Nasıl olur da yedi arabayı birden sistematik şekilde zarar verir?” diyerekten sözlerini tekrarlayıp bu konuyu hala gündeme getirip mahkemenin dikkatine sunmaya çalıştıysa da, hakime hanım kendisine bir cevap vermek üzere hazırlanırken ben babası olarak söz isteyerek ve el kaldırarak cevabı kendimin vermek istediğimi söylediğimde hakime hanım bana müsaade etmiş ve sözlerimin dinlenmesini istemiştir. Ben de bu durumda müşteki kadına dönüp “Siz otizmi bilmiyorsunuz hanımefendi.” dedim. Müşteki kadın gözünü kaçırarak ve başını öne doğru eğerek “Ben otizmi biliyorum” dese de bunun doğru olmadığını herkes görmüş ve vücut diliyle hala bizleri üzmeye devam ederek, üste çıkmaya çalıştığı anlaşılmıştır. Ben de buna karşılık tekrar “Hayır, gerçekten siz otizmi bilmiyorsunuz!” diyerek ikinci kez aynı cümleyi tekrar tekrarlamışımdır.

Hakime hanım müştekiye “Sizin de engelli bir çocuğunuz olabilirdi” dediğinde, müşteki kadın “Hayır benim engelli çocuğum olamaz” diye cevap vermiştir. Hakime hanım müştekinin bu sözü üzerine anlaşılmıştır ki, bir kez daha söz almanıza gerek yok. “Lütfen daha fazla uzatmayın ve söylediğiniz sözlere dikkat edin,” diyerek bir kere daha müştekiyi uyarmak zorunda kalmıştır.

Sonrasında dava düştüğü için hakime hanım ve yardımcıları “Salonu terk edebilirsiniz” diyerek bizlere çıkışı göstermiştir. Biz önden çıkarak kadında arkamızda olduğu halde kadının hala hakime hanıma bir şeyler anlatmak derdinde olduğunu ancak hakime hanımın ona daha fazla konuşma fırsatı vermediğini gözlemledik.

Bizim salondan çıkmamızın ardından müşteki kadının da dışarı çıktığını, bize hiç bakmadan ters istikamette koridorda hızlıca ilerlediğini ve arkasına bakmadan uzaklaştığını gördük.