BİR ANNENİN ARDINDAN, BİR MÜCADELENİN İZİNDE
ÖÇED Başkanı Parin Yakupyan, kısa süre önce kaybettiğimiz mücadele arkadaşı Dursun İzgi’yi, birlikte yaşadıkları anılar ve dayanışma üzerinden anıyor: “Bazı insanlar vardır; onları kaybettiğinizde yalnızca bir insanı değil, yıllar boyunca birçok aileye güç veren bir vicdanı uğurladığınızı hissedersiniz. Dursun İzgi, benim için işte böyle bir insandı.”

Kendisini elbette daha önceden de tanıyordum. Sivil toplum toplantılarında karşılaştığımız, aynı mücadeleyi farklı şehirlerde veren pek çok anneden biriydi. Birbirimizi bilirdik.
Bizi gerçekten tanıştıran ise 6 Şubat depreminin tarifsiz acısı oldu. O günlerde yönetiminde bulunduğum Otizm Dernekleri Federasyonu olarak depremden etkilenen şehirlerdeki dernek başkanlarına tek tek ulaşıyor, “Sizin için ne yapabiliriz?” diye soruyorduk. Telefonun diğer ucunda Dursun Başkan vardı.
Sesinde hem büyük bir yorgunluk hem de tarifsiz bir sorumluluk hissediliyordu.
Dernek üyelerinin pek çoğu evsiz kalmıştı. O ise hiç tereddüt etmeden, “Nasıl öderim?” diye düşünmeden onlar için çadır siparişi vermişti.
Çünkü önce insanların başını sokacağı bir yer gerekiyordu.
Borcu sonra düşünülürdü.

Belki de gerçek sivil toplumculuk tam olarak buydu.
Kendi kaygılarını bir kenara bırakıp, başkalarının ihtiyacını önceleyebilmek…
Biz de o günlerde elimizden geleni yapmaya çalıştık. Kısa süre içinde destekler organize edildi, çadırların borcu kapandı. Sonra İstanbul’dan Adana’ya uzanan görünmez bir dayanışma ağı oluştu. Yardımlarımızı Dursun Başkan aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine ulaştırdık.
Aslında birbirini uzaktan tanıyan insanlar, aynı acının içinde birbirine yakınlaştı.
Dursun İzgi, geride yalnızca mücadelesini değil, pek az kişinin bildiği iyiliklerini de bıraktı.

Bir gün maddi imkansızlıklar yaşayan bir annemizin durumunu Instagram hikayemde paylaşmıştım. Dursun Başkan’ın kendi imkanları da sınırlıydı. Buna rağmen paylaşımı görür görmez o anneye el uzattı. Sonrasında mesajlaştığımızda yaşadıklarını ve neden yardım etmek istediğini şöyle anlatmıştı:
“Geçen yıl 3 Ocak’tan beri annem ve babam bendeydi. İkisi de çok kötü durumdaydı, onlarla ilgileniyordum. Babamı 24 Aralık’ta kaybettim. Çok uğraşmama rağmen annemi de 30 Mart’ta kaybettim. Koronavirüs nedeniyle hastaneye götüremediğim için ellerimde vefat etti. Bu, 21 yıllık meslek hayatımın en acı kaybıydı. Ben acil servis ve ameliyathane hemşiresiyim ama annemi kurtaramadım.
Bu süreç Barış’ı da beni de bitirdi. İnanın, maddi olarak şu anda bu parayı göndermem neredeyse imkansızdı. Ama umurumda değil, elimdekini paylaştım. Çünkü ben de bir yıldır o çaresizliği yaşadım.
Keşke elimden daha fazlası gelse…”
Aradan zaman geçti.
Bir toplantıda Türkiye’nin farklı şehirlerinden dernek temsilcileri yeniden bir araya geldik.
Dursun Başkan beni görür görmez gülümsedi.
“Hadi bir fotoğraf çekinelim,” dedi.
O gün çekilen fotoğrafın bir gün bu kadar kıymetli bir hatıraya dönüşeceğini ikimiz de bilmiyorduk.
Şimdi telefonumda o fotoğraf duruyor.
Bir de WhatsApp’taki mesajlarımız…
İnsan bazen hayatın ne kadar kırılgan olduğunu böyle zamanlarda anlıyor.
İnsan göçüyor.
Ama yazdığı cümleler, dokunduğu hayatlar ve bıraktığı izler yaşamaya devam ediyor.

Dursun Başkan yalnızca Barış’ın annesi değildi.
Otizmle Barış Derneği’nin kurucusu ve başkanı olarak yıllarca otizmli bireylerin hak mücadelesine emek verdi. Sayısız aileye yalnız olmadıklarını hissettirdi. Umudun bazen büyük projelerde değil, zamanında edilen bir telefon, uzatılan bir el ve içten söylenmiş birkaç cümlede saklı olduğunu gösterdi.
Bir annenin kaybı her zaman ağırdır.
Ama otizmli bir evladın annesini kaybetmesi, yüreğe bambaşka türlü dokunan bir acıdır. Çünkü birçok anne yalnızca anne değildir; çocuğunun sesi, savunucusu, öğretmeni, koruyucusu ve geleceğe dair en büyük güvencesidir.
Bu yüzden Dursun Başkan’ın ardından en çok Barış’ı düşündüm.
Allah Barış’ı kendi merhametiyle kuşatsın.
Karşısına onu gerçekten anlayacak, koruyacak ve sevecek insanlar çıkarsın.
Dursun Başkan’ın vefatının ardından Otizmle Barış Derneği’nin ağustos ayında genel kurula gideceğini öğrendim.
Bunu duyunca aklımdan tek bir düşünce geçti. İnsanlar bir gün aramızdan ayrılıyor.
Ama inşa ettikleri kurumlar, yetiştirdikleri insanlar ve başlattıkları mücadele devam edebiliyorsa, geride gerçekten yaşayan bir miras bırakmış oluyorlar.
Dilerim Otizmle Barış Derneği de Dursun Başkan’ın inandığı değerleri aynı kararlılıkla taşımaya devam eder.
Çünkü bazı insanlar yalnızca kendi çocuklarının değil, koca bir camianın geleceğine emek verir.
Onların ardından yapılacak en güzel şey ise isimlerini sadece anmak değil, mücadelelerini sürdürmektir.
Sevgiyle, saygıyla ve minnetle.
Hoşça kal Dursun Anne…













