KIRGIZİSTAN’DAN TÜRKİYE’YE UMUTLA DEĞİŞEN BİR HAYAT
Kırgızistan’dan Türkiye’ye uzanan bu yolculukta bir anne, oğlunun gelişimi için doğru eğitimi ararken hem kendini hem de hayata bakışını yeniden keşfediyor. Özel eğitimle birlikte değişen yalnızca bir çocuğun hayatı değil, bir annenin de dünyası oluyor. Yaşadıklarını Asel Bayçi̇ftçi̇ ile konuştuk.
Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?
Benim adım Asel. Kırgızistanlıyım ve 40 yaşındayım. Türkiye’ye gelmeden önce Bişkek’te yaşıyordum. Annem, babam, kardeşlerim halen oradalar. Ben Kırgızistan’dan Türkiye’ye gelerek burada evlendim ve bir oğlumuz oldu. Umut Emir. Oğlum şu anda 5 yaş 10 aylık oldu.
Oğlunuzun gelişiminde farklı giden bir şeyler olduğunu nasıl fark ettiniz? Otizmli olabileceğinden ne zaman şüphelendiniz?
Yürümeye başladığı sıralarda başka türlü bir çocuk olduğunu düşünmeye başladım. Sonra tekrarlayıcı konuşmaları başladı. Pediatriste gittik. Hiçbir şey yok dediler ama benim yine de şüphem vardı. Çünkü onun yaşında bir çocuğun kelimeleri olması lazımdı. Benim çocuğumun kelimesi gitti geldi, gitti geldi. Umut Emir’de tam üç kez gerileme oldu. O dönemde sık hastalanıyordu. Bundan dolayı gerilemeleri olabileceğini düşünmüştüm.

Özel eğitim ne zaman başladınız?
Bir yaş dokuz ayında özel eğitim desteğine ihtiyacı olduğu anlaşıldı. Umut Emir’in eğitimine ilk başta İstanbul’da başladık. Fakat o sıralar benim Türkçem çok zayıftı. Kendimi iyi ifade edemediğim için sürekli Google Translate ile konuşuyordum.
O yüzden Umut’u alıp benim memleketime götürdüm. Orada bir buçuk sene eğitim ve tedavi aldırdım. Çok iyi geldi çünkü nörolojik hastalıklarıyla alakalı tedavi ve eğitimi sürdü orada. 4,5 yaşında geldiğinde İstanbul’a döndük. Burada iyi bir rehabilitasyon merkezi bulmam lazımdı. Çok araştırdım. Kırgızistan’da Tomatis terapisi aldığı için burada da Tomatis terapisi olan bir yer aradım. Bir sene Anadolu yakasında bir merkeze gittik. Bu sırada ben ABA terapi eğitimi almaya başladım ve evde uyguladım. Ama annenin yapması biraz başkaca oluyormuş. Çocuk evde çok uyumlu olmuyordu. Dedim ki, bana profesyonel ama çok kaliteli öğretmenler lazım ve araştırmaya başladım. Araştırırken de Algı Özel Eğitim’e gözüm takıldı.
ABA diye araştırınca adını internette buldum. Yorumlara baktım. Çok beğendim. Yaklaşımı da güzeldi ve videoları izleyince inandım.
Başladığınız günden bugüne eğitimle neler değişti hayatınızda?
Başlamadan önce Umut Emir’e ‘şunu yap’ ya da ‘bunu getir’ dendiğinde biliyordu ama yapmıyordu. Ben ABA’yı biraz öğrenmiştim ama öğretmen değildim tabi. Düşündüm ki, eğer ABA’yı daha derin çalışırsak, bireysel programı olursa daha hızlı ilerleyebilir. Çünkü Umut Emir’in özellikle görsel hafızası çok iyi. Kartlarla çalışan bir merkez olsa hızla ilerleyebilir diye düşündüm. Gerçekten de öyle de oldu. Bir de işitsel hassasiyetleri ve otizminden dolayı duyusal bozuklukları vardı. Onlar da yavaş yavaş iyileşti. Tolere etmeyi öğrendi. Otobüsle gelip gidiyoruz. Önceleri bağırıyordu, çığırıyordu, ağlıyordu, kendini yerlere atıyordu. Şimdi farkındalığı çok arttı. Oturup gidiyor. Belki otizmli çocuğu olmayanlar anlamaz ama bu bizim için çok önemli bir şey. Ben de artık keyif alıyorum Umut’la bir yere gidince, restorana bile gidebiliyor şu an. Tabii ki burada doğru yaklaşım, doğru eğitim çok işe yaradı.

Başka neler gözlemlediniz?
Daha iyi, daha uyumlu. Göz teması inanılmaz arttı. Umut Emir özel eğitime giderken eskiden kimseye bakmıyordu. Şimdi velilerin hepsine bakıyor ve selamlaşıyor. Eskiden dokunmayı da, kendine dokunulmasını da çok sevmezdi. Şimdi hocalarını görünce sarılmak için kendisi gidiyor. Jest dilini öğrendi, o jest diliyle hepsini gösteriyor bana. Mesela eskiden istemediği bir şey olunca bağırıyordu. Şimdi elleri ile jest yapıp “bitti istemiyorum,” diyor. Hepimiz istemediğini anlıyoruz.
Peki arkadaşlarıyla, diğer çocuklar ile kaynaşması ne durumda şu anda?
Umut Emir özel eğitimde grup derslerine girdiği ve ayrıca okula da gittiği için çocuklara alıştı diyebilirim. Eskiden diğer çocuklardan korkardı. Şimdi bakınıyor. Onların yanına yaklaşmasına biraz daha zaman var ama kötü bir davranış göstermiyor. Öncesinde ‘bana yaklaşma’ diye diğer çocukları iterdi. Kendisi bir kenarda onlardan uzak kalmak isterdi.
ABA haricinde başka nelerden fayda gördünüz? Başka ailelere neler tavsiye edersiniz?
Ergoterapi çok iyi geldi. Bir de tabii ki beslenmeye de çok dikkatimizi vereceğiz. Şekeri azaltacağız. Eğer tolerasyonu yoksa süt ve glüteni keseceğiz. Biz beyaz şeylere dalmıyoruz. Ekmek var ama beyaz değil, çavdar. Fermante yemekleri kendim yapıyorum. Turşu, iyi bir probiyotik kaynağı varsa böyle şeyleri doğal organik yapmaya çalışıyorum evde.

Benzer şeyler yaşamış bir anne olarak, ailelerin başka nelere dikkat etmesini önerirsiniz?
Eğer çocuğunuzun fiziksel problemleri oluyorsa, mesela bağırsak problemi ya da başı ağrısı gibi doktora götürmeyi ihmal etmeyin. Sadece eğitimle olmuyor. Burada komple bir yaklaşım olacak. beslenme, eğitim, farklı uzmanlar ve mutlaka bir psikiyatrist olmalı… Umut Emir ilaç almadığı için biz senede bir de olsa gösteriyoruz. Ve lütfen psikiyatristten korkmayın. İyi bir psikiyatrist bulsanız, o sizin iyi yardımcınız olacaktır
Çocuğunuza baktığınızda sadece onun tanısını görmeyin. Çocuğunuzu da görün. Zamanı güzel geçirmeye çalışın. Onun da eğitim dışında bir zamanı, bir hayatı olmalı. Birlikte oynayın, gülün, zaman geçirin.Beraber bir yerlere gidin. Gezmeye gidin. Mesela uzak yerlere gidemiyorsanız bile dışarı çıkıp gezmek çok iyi geliyor çocuğa. Hisar üstünde yaşadığımız için ben oğlumu çok deniz kenarına götürüyordum. Başta orasını sevmiyordu ama şimdi çok seviyor. Yavaş yavaş, adım adım çocuk alışıyormuş.
Siz de çocuğunuzdan bir şeyler öğrenebilirsiniz. Umut Emir bana çok şey öğretti. Ben çok hırslı ve beklemeyi bilmeyen bir kadındım. Her şey hemen olsun isterdim. Umut Emir benim için öyle bir çerçeve çizdi ki, o çerçevenin içinde kalırken aslında genişlediğimi fark ettim. Düşüncelerim farklı oldu. Umut Emir’in her halini sevmeye başladım. Daha önce ağlıyordum. “Aa bu bağırıyor” diye. Şimdi bağırırsa bekliyorum. “Niye bağırıyoruz? Ne var?” diyorum. Onu yemedi, şunu içmedi diye her şeye moralimi bozmuyorum. Zaten o tür sorunların üstünden geldik. Yemekleri de kaliteli olmaya başladı. Sebze yemeye başladı. Bunun için ben ona ABA terapinin prensiplerini kullanıyorum. “Sen önce bunu yiyeceksin, sonra senin sevdiği çilek vereceğim” diyorum. Her gün böyle yapa yapa yedikleri listesi uzadı.
Çok iyi. Buradan yeni tanı alan ailelere neler söylemek istersiniz?
Otizmli çocuk annelerinin uçak prensibiyle yaşamaları lazım. Oksijen maskesini ilk önce kendine sonra çocuğuna takmaları gerekiyor. Başka türlü olmuyor. İlk önce kendinize yardım edeceksiniz. Çünkü kaygılarınız olacak. Depresyonlu bir dalgalanmanız olabilir. Ben de böyle şeyler yaşadım. Onun için artık kendime iyi bakmaya çalışıyorum. Sonra çocuğunuza güzel bakmanız için önce kendinize iyi bakmanız lazım.
Bir de arkadaşlarınızın olsun. Ben niye Algı’yı sevdim?
Çünkü burada çok arkadaşım oldu ve arkadaşlarım da aynı benim gibi özel çocukların anneleri. Birbirimizi çok iyi anlıyoruz. Fikirlerimiz değişik olsa bile birbirimize o kadar saygılı davranıyoruz ki… Çok seviyorum bu kadınları. Oturuyoruz, çay içiyoruz, sohbet ediyoruz. Mesela bizim çocuklarımız ders saatindeyken biz birlikte oturuyoruz. Öğretmenlerine o kadar güveniyoruz ki, gidip bakmıyoruz bile.
Ama hepsinden önemlisi annelerin şunu çok iyi anlaması gerekiyor, otizmle yaşam bir maratondur. Her şeyi hemen hızlı yapacağım, çocuğum hemen iyileşecek, bu ilacı vereceğim geçecek derseniz yol alamazsınız. Ben de oralardan geçtim. Tek başına terapileri hızlandırmak da fayda etmiyor. Çocuğun adım adım, çok sistemli ilerlemesi lazım. Ve tabii eğitimi evde de desteklemelisiniz. Ben Umut Emir’le sürekli çalışmıyorum ama programını bildiğim için hayatına onları da entegre ettim ve iyi gidiyoruz.

Hep annelerden söz ettik. Babalara da söylemek istedikleriniz var mı?
Babalar, lütfen anneleri yalnız bırakmayın. Biz bazen keyifsiz olabiliyoruz. Çünkü 7/24 çocuklarımızlayız. Siz iştesiniz. Biliyorum para kazanmaya çalışıyorsunuz ama çocukla zaman geçirmeyi de unutmayın. Mesela bizim ailemizde şu anda bir kural var. Eşim geliyor bir saat çocuk onda oluyor. Bir saatin içinde oynayacaklar mı? Bir şeyler okuyacaklar mı? Sadece gıdıklanacaklar mı? O benim için önemli değil. Çünkü zaten eğitimi alıyor çocuk. Ama babasıyla geçiren zaman da çok geliştiriyormuş çocuğu. Bu konuda anne babalar beraber olmalı. Ben buna inanıyorum.




