Sağır kadınlar sağlık hizmetlerinden yararlanırken neler yaşıyor?

Bir kadın kendi bedenine ilişkin bilgileri duyamıyor ya da anlayabileceği dilde alamıyorsa sağlığını nasıl koruyabilir? Sağır kadınlar sağlık hizmetlerinden yararlanırken neler yaşıyor, nelere ihtiyaç duyuyor? Doğum ve Kadın Hastalıkları Uzman Hemşiresi, Türk İşaret Dili Eğitmeni ve Tercümanı, aynı zamanda SODA olan Hemşire Fatma Coşkun ile konuştuk.

Sağır genç kadınlarla çalışmaya sizi yönelten ne oldu? Bu alana ilginiz nasıl başladı?

Bu alandaki farkındalığım, sağır bir birey olan abim sayesinde gelişti. Onunla aynı hayatı paylaşmak ve ailede onun dilini tam anlamıyla anlayabilen kişi olmak, bu alana ilgimi artırdı diyebilirim. Bu süreçte pek çok zorlukla karşılaştık. Bu zorlukları yaşayanların yalnızca biz olmadığımızı da biliyordum. Sağır bireylerin ve ailelerinin bizimle benzer güçlükleri yaşadığını hissedebiliyordum. Hemşire olduktan sonra yüksek lisans yapmak istediğimde çalışacağım alan kafamda belliydi. Çünkü eksikliklerin ve sorunların bulunduğu bu alanı görmezden gelmem mümkün değildi. Özellikle kadınların mahrem konuları açıkça ifade edebilecekleri bir ortamın bulunmaması önemli bir eksiklikti. Bu nedenle sağır kadınlarla çalışmaya, onların hayatlarına dokunmaya ve kendilerini anlayan insanların da bulunduğunu hissettirmeye karar verdim. Kadın sağlığı alanındaki çalışmalarım böyle başladı.

Röportajımızı okuyanlar, “işitme engelli” yerine “sağır” ifadesini kullanmamıza şaşırabilir. Bu ifadeyi neden tercih ettiğimizi biraz açıklamak ister misiniz?

Toplumumuzda “sağır” sözcüğü daha kaba bir ifade gibi algılandığı için çoğunlukla “işitme engelli” ifadesi kullanılıyor. Oysa sağır topluluğu açısından bunlar birbirinden farklı kavramlardır. İşitme engelli ifadesi, çeşitli nedenlerle işitme kaybı yaşayan ancak işaret dili kullanmadan da iletişim kurabilen bireyler için kullanılabiliyor. Sağır bireyler ise iletişimlerini çoğunlukla işaret dili aracılığıyla kuruyor ve sağır kültürünün bir parçası olarak kendilerini “sağır” sözcüğüyle tanımlayabiliyor. Bu nedenle “işitme engelli” ve “sağır” ifadeleri, sağır topluluğu tarafından birbirinden farklı anlamlar taşıyan iki ayrı kavram olarak değerlendiriliyor.

Siz hem doğum ve kadın hastalıkları alanında uzman hemşiresiniz hem de Türk İşaret Dili eğitmeni ve tercümanısınız. Bu iki alanın bir araya gelmesi size sahada nasıl bir bakış açısı kazandırdı?

Sağlık sistemi, bildiğimiz üzere işiten bireylerin ihtiyaçları temel alınarak oluşturulmuş bir sistem. Sağır bireylere yönelik yeterli uygulamalar ise ne yazık ki bulunmuyor. Öğrencilik yıllarımda kadın doğum stajına başladığımda aklıma ilk gelen sorulardan biri şuydu… Sağır bir kadın normal doğum sürecini nasıl yaşıyor? Sesli komutların verildiği, “Ikın, az kaldı, bebek geliyor” gibi ifadelerin kullanıldığı bir süreçte bu mesajlar nasıl aktarılıyor ve anlaşılıyor? Sürecin nasıl ilerleyeceğini bilmemek sağır birey için de sağlık personeli için de kaygı yaratabiliyor. En basit yatış işleminde bile sağır bireyin yanında işiten ve iletişime destek olabilecek biri bulunmadığında süreç her iki taraf için de zor ilerliyor. Yanlış anlaşılmalar nedeniyle ortam gerginleşebiliyor. Çünkü kişinin sağlık çalışanlarını anlayabilmesi ve kendisini doğru biçimde ifade edebilmesi için işaret diliyle iletişim kurulması gerekiyor.

Sağır kadınlar regl, genital hijyen, gebelik, doğum ve cinsel sağlık gibi konularda doğru bilgiye ulaşırken en çok hangi zorluklarla karşılaşıyor?

Sağır kadınların doğru ve güncel bilgiye yeterince ulaşamadığını söyleyebiliriz. Bunun en temel nedeni iletişim eksikliği. Sağlık hizmetlerine yeterince erişemiyor, tarama programlarına katılmakta güçlük çekiyor ve sağlık eğitimlerinden yeterince yararlanamıyorlar. Sağlık hizmeti aldıkları sırada da çeşitli iletişim sorunlarıyla karşılaşıyorlar. Doktorla etkili bir iletişim kurulamadığında kendi sağlık sorunlarını anlatmakta ve önerilen tedavi yöntemlerini anlamakta zorlanabiliyorlar. Doktorun önerdiği tedavi hakkında yeterli bilgiyi doktordan, eczane çalışanından ya da diğer sağlık görevlilerinden alamayabiliyorlar. Bu durum yanlış ilaç kullanımı gibi ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Yaşanan iletişim sorunları, sağır bireylerin hem sağlık durumlarını hem de toplumsal yaşama katılımlarını önemli ölçüde olumsuz etkileyebiliyor.

Bu noktada yazılı kaynaklar bilgi vermekte neden yetersiz kalıyor? İşaret dili neden önemli?

Bu alan sessizliğini koruduğu için yeterli veri elde edilemiyor. Sağır bireyler sorunlarını yazılı olarak ifade etmekte ve ilgili birimlere bildirmekte zorlanabiliyor. Bunun nedenlerinden biri, bazı sağır bireylerin eğitim süreçlerinde Türkçeyi yeterli düzeyde öğrenme imkanına sahip olamaması. Bu nedenle okuduğunu anlama ya da yaşadığı sorunu yazılı ve anlaşılır bir biçimde aktarma konusunda güçlük yaşayabiliyorlar. İşaret dili bilmiyorsak sağır bireylerle yalnızca yazışarak iletişim kurmaya çalışmak her zaman sağlıklı ve etkili bir yöntem olmuyor. İşaret dilinin önemi de bu noktada ortaya çıkıyor. Sağır bireyleri doğru anlamak, onlarla doğrudan iletişim kurmak ve yaşadıkları sorunları ilgili kaynaklara doğru biçimde aktarmak bu dil sayesinde mümkün oluyor.

Yüksek lisans tezinizde sağlık okuryazarlığı kavramı önemli bir yer tutuyor. Akademik olmayan bir dille sorarsak sağlık okuryazarlığı bir kadının hayatında neyi değiştirir?

Sağlık okuryazarlığının kadınların hayatındaki en önemli etkisi, yaşam kalitesini artırmasıdır. Kadının daha sağlıklı bir hayat sürdürmesine katkı sağlar. Kendi sağlığını koruması, sağlığıyla ilgili bilgi ve farkındalık düzeyini artırması, gerektiğinde sağlık personeliyle iletişime geçmesi ve hastalıkların erken tanılanması gibi pek çok konuda büyük önem taşır.

Kadın sağlığı oldukça mahrem bir alan. Sağır bir kadının hastanede iletişim kurabilmek için yanında bir aile bireyi ya da tanıdığı bulunmak zorunda kalması, mahremiyet açısından ne gibi sorunlara yol açabilir?

Hem sağır hem de kadın olmak, bu bağlamda yaşanan zorlukları ne yazık ki daha da artırıyor. Bu soruyu yaşanmış bir örnek üzerinden açıklamak istiyorum. Sağır bir kadın, sağlık sorunuyla ilgili hastaneye giderken kendisine tercümanlık yapabilecek tek kişinin küçük yaştaki kızı olduğunu anlatmıştı. Doktorla iletişimini onun aracılığıyla kurmak zorunda kalacağını söylüyordu. Ancak “Bu çok mahrem bir konu. Kızımdan utanıyorum. Bunları onun yanında nasıl anlatacağım?” diyordu. “Kızımın yaşı küçük. Bu konuları anlayamaz, ayrıca bunları öğrenmesi için henüz uygun bir yaşta değil. Benim yüzümden böyle ortamlara maruz kalıyor,” diye de eklemişti. Buradaki sorun oldukça açık. Sağır bir kadının mahrem konuları rahatlıkla ifade edebilmesi, iletişim engelleri nedeniyle zorlaşıyor. Bu da sağlık sorunlarının çözüme kavuşmasını geciktirebiliyor.

Çocukluktan genç kızlığa geçişte regl dönemi, ped kullanımı, genital bölge temizliği ve enfeksiyon belirtileri gibi konularda yanlış ya da eksik bilgiler bulunabiliyor. Bu konuda sağır bireylere yönelik nasıl destek hizmetleri geliştirilebilir?

Bu konular kesinlikle çok önemli ve sağır bireylerin bilgiye erişiminde ciddi eksiklikler bulunuyor. Bunun temel nedeni doğru bilgiye yeterince ulaşamamaları. En temel düzeyden başlanarak sağır öğrencilerin eğitim gördüğü okullarda, sağlık personeli tarafından genç kızlara yönelik eğitimler planlanabilir. Sağır bireylerin bulunduğu derneklerde de benzer çalışmalar yürütülebilir. Ben de gerek derneklerde gerekse sosyal ortamlarda ulaşabildiğim sağır kadınlara eğitimler vererek bilgi düzeylerini artırmaya çalışıyorum. Sağır kadınlar, kadın sağlığıyla ilgili bilgi edinmeye gerçekten çok istekliler. Bu nedenle işaret diliyle desteklenen düzenli eğitimler önemli bir başlangıç olabilir. Ne yazık ki şu anda yaygın ve bilinen bir destek hizmeti bulunmuyor.

Sağır kadınların sağlık hizmetlerinde yaşadığı iletişim sorunları bazen geç tanıya, yanlış ilaç kullanımına ya da tedaviyi sürdürememeye neden olabiliyor. Sizin sahada gözlemlediğiniz örnekler var mı?

Sahada yaşadığım bir olayı paylaşabilirim. Kadın doğum servisinde çalışan ekip, bir gün önce doğum yapmış sağır bir kadını ertesi gün bana teslim etmişti. Hastanın yanında sağır eşi, görümcesi ve işiten kayınvalidesi bulunuyordu. Kayınvalidesi ileri yaştaydı, işaret dili bilmiyordu ve süreçle çok ilgili değildi. Ekip arkadaşlarım, kendi vardiyalarında bebeğin kaç kez idrar ve dışkı yaptığını doğru biçimde öğrenemediklerini söylemişlerdi. Bebeğin hiç idrar ya da dışkı yapmamış olma ihtimali vardı. Bu durum fark edilmediğinde farklı sağlık sorunlarına yol açabilirdi. Kadınla işaret diliyle konuşmaya başladığım anda yüzünde bir gülümseme belirdi. O gece aklına takılan bütün soruları sordu. Kendi kanamasının ne zamana kadar devam edeceğini, bebeğinin dışkı renginin normal olup olmadığını ve kendisine verilen ilaçların ne işe yaradığını öğrenmek istiyordu.

Sahada sorularına yanıt verebilecek bir sağlık çalışanı bulunmadığında sağır bireyler, pek çok belirsizlik ve soru işaretiyle taburcu olabiliyor.

Sağlık çalışanlarının sağır bireylerle iletişim kurarken farkında olmadan ya da istemeden yaptığı hatalar neler olabiliyor?

İşaret dili bilinmediğinde iletişim tam anlamıyla kurulamıyor. Sağlık çalışanları bazen karşılarındaki kişinin sağır olduğunu unutup seslerini yükseltebiliyor. Bu çoğunlukla istemeden yapılan bir davranış. Ancak ses yükseltildiğinde sağır birey açısından herhangi bir şey değişmiyor. Taraflar birbirlerine bakıyor ve kişi söyleneni anlamadığı için ortam gerginleşebiliyor. Bazı sağlık çalışanları ise yazarak iletişim kurmaya çalışıyor. Ancak yazılan cümlede sağır bireyin bilmediği bir kelime ya da karmaşık bir ifade bulunuyorsa yine iletişim sağlanamıyor. Kişi birkaç kelimeden cümlenin anlamını çıkarmaya çalışsa bile vermek istediği yanıtı yazılı olarak ifade edemeyebiliyor. Yazdığında da cümle yapısı sağlık çalışanı tarafından anlaşılmayabiliyor.

Böylece süreç bir kısır döngüye dönüşüyor ve iletişimsizlikle sonuçlanıyor. Sağlık çalışanlarının sağır bireylerin iletişim özelliklerini yeterince tanımaması bu sorunların yaşanmasına neden olabiliyor.

Sağır genç kadınlara yönelik hazırlanacak eğitimlerde nasıl bir dil kullanılmalı?

Yazılı broşürler yeterli mi, yoksa işaret diliyle hazırlanmış videolar ve görsel materyaller daha mı etkili olur? İşaret dili, işaret dili, işaret dili diyorum. Eğitimler sade, açık ve anlaşılır olmalı. Tıbbi terimlerden mümkün olduğunca arındırılmalı, görsel materyallerle zenginleştirilmeli ve mutlaka işaret dili anlatımıyla desteklenmeli. Eğitimlerin sağır bireylerin aktif katılımını sağlayacak biçimde hazırlanması, etkili olabilmeleri açısından büyük önem taşıyor.

Sağır kız çocuklarının ve genç kadınların bedenleri, hijyenleri ve sağlık hakları hakkında bilgi sahibi olmaları için aileleri nasıl destek olabilir? Aile eğer işitense ve sağır bir çocuğa sahipse, temel düzeyde de olsa iletişim kurmaları açısından bu dili öğrenmeleri gerekiyor. Süreçleri bir ebeveyn olarak doğru şekilde öğretmeleri ve gerektiği yerde sağlık kuruluşuna ya da destek sistemlerine birlikte başvurmaları gerekiyor.

Sağır genç kadınlara kendi sağlıklarıyla ilgili tek bir şey hatırlatmak isteseniz bu ne olurdu?

Sağır genç kadınlara, bedeninizi iyi tanıyın hatırlatması olurdu. Sağır olmak sağlıksız olmak anlamına gelmediği gibi bedenlerinde normalden farklı bir şey geliştiğinde en önce kendilerinin farkına varıp başvurmaları gerekiyor.

Okurlarımıza birkaç soru yöneltmek isterim…

Dilini bilmediğimiz bir ülkeye gittiğimizi düşünelim. Etrafımızda pek çok insan var ama onlarla nasıl konuşacağımızı bilmiyoruz. Bir ihtiyacımız ya da sorunumuz var, yardım almak istiyoruz ancak iletişim kuramıyoruz. Böyle bir durumda ne hissederdik? Ya da kalabalık bir ortamda beş dakika boyunca kulaklarımızı kapatıp hiçbir şey duyamadığımızı, çevremizde ne konuşulduğunu anlayamadığımızı düşünelim. Neler hissederdik? Bunu hiç düşündük mü? Kendimizi sağır bireylerin yerine koyarak onları daha iyi anlama şansı bulabiliriz. Sağır bireyler hayatın her alanında var. Onlar için asıl engeli ise çoğu zaman bizler ve iletişime uygun olmayan sistemler oluşturuyoruz. Temel düzeyde bile olsa işaret dili öğrenmek oldukça önemlidir. Biz işiten bireyler olarak sağır bireylerin yaşadığı sorunların görünür olması için sorumluluk almazsak, bu sorunlar gelişen imkanlara rağmen çözümsüz kalmaya ve artmaya devam edecektir. Hepimizin hayatının bir döneminde işitme kaybı yaşayabileceğini ya da sağır bir çocuğa sahip olabileceğini de unutmamalıyız. Toplumda bu alanda farkındalık oluşturarak ve işaret dili öğrenerek sessizliğe ses olmaya başlayabiliriz. Sevgilerimle, teşekkür ederim.